Ben Merkezli Yazılım Sektörü

Merhaba,

Bugün biraz kusacağım. Yazının devamında Türkiye’deki iş ahlakına yönelik son derece ahlak dışı izlenimler bulunmaktadır. Onsekiz yaşından küçüklerin okumasını tasvip etmiyorum, daha çok gençsiniz. Biraz daha toz pembe yaşayın.

Konumuz toplum olarak duymaya daha aşina olduğumuz latince kökenli ego. Türkçesi, süzme ben merkezcilik. Süzmeden kastımız ise; benliğinde ve karakterinde bulunan iyimserliğin, alçakgönüllülüğün ve saygının tamamen yok olmasıdır. Karakteri başta olmak üzere harcı süzme ben merkezcilik ile karılan bir insanın size hissetirdiği ise sadece soğuk bir tortudan ibarettir.

Türkiye’de buna örnek vermemi ister misiniz? Çok basit. Size en yakın ticari toplulukta bunu rahatlıkla sezebilirsiniz.

Bireylerin kalıp halinde yaşadığı, düşünme ve sorgulama yetilerinin köreltidiği kapitalizm odaklı sömürge çarklarından bahsediyorum. Bunların sadece devlet dairelerinde olduğunu sanıyorsunuz değil mi? Hayır! Yanılıyorsunuz. Bu düşünce sistemi ve davranışsal bozukluk olarak nitelendirebileceğimiz durum, Türkiye’deki tüm iş sahalarını etkisi altına almış durumda. Ben içerisinde bulunduğum için Yazılım Geliştirici olarak, yazılım sektörüne dair izlenimlerimden bahsedeceğim.

Paylaşmak

Bilgi paylaşımından girelim konuya. Ben neden günce yazıyorum? Hiç bahsettim mi sizlere? Basit ama gündelik hayattan çok uzak kalan bir tabir; paylaşmak için. Ben bir Anadolu Lisesi’nde öğrenim gördüm. Çevremde akademik alanlarla ilgilenen insanlar dışında Bilgisayar Bilimlerine aşina kimse olmadı. Bana yardım edecek, yön gösterecek insanlar yoktu. Biliyorum, birçoğunuz yaşadı bu durumu. Bundan şikayetçi değilim, aksine memnunum. Bu durum beni araştırmaya ve araştırarak öğrenmeye itti. Hangi metodları kullanarak araştırabileceğimi öğrendim. Bunun zevkini küçük yaşlarda tattım. Bunun bir handikapı var, çıkış noktamız burası.

Yabancı dil yoksunluğundan ve teknik terimlere hakim olmamamın verdiği bilgi yetersizliğinden dolayı Türkçe anahtar kelimeleri kullanarak araştırma yapmaktan başka şansım yoktu. Birgün, düşüm olan kendi günce sistemimi PHP ile yazmak isterken bir sorunla karşılaştım. Uzun araştırmalar sonucunda çözümü buldum. Bir güncede, ağabeyimizin teki şöyle bir cümle kurmuş: “Aşağıdaki kodu münasip yerlere ekleyiniz.” Ben bunu 2013 senesinin temmuz ayında okudum. Ve ne yazık ki; münasip yerleri bilecek kadar tecrübem yoktu. Önce başarısızlığımla kalakaldım, üzüldüm ve kırıldım. Fakat pes etmedim. Biraz şans biraz da inatçılığımla çözdüm sorunu. Çözdüğümde başarmanın verdiği hazzı yaşamadan ne yaptım biliyor musunuz? Günce yazdım.

Bakın, burada. https://www.mkoseoglu.com/ckeditor-ajax-post-etme-kesin-cozum paylaştığım içerik. Nasıl da içerlemişim değil mi? URL yapısında bile “kesin çözüm” ibaresini eklemeyi es geçmemişim. Gelen yorumları dikkatle inceleyiniz.

Yaklaşık bir sene sonra Burak, bir yorum yazmış. Kendisini tanımıyorum lakin tanımayı çok isterim. Yoruma bakalım: “Allah tuttuğunu altın etsin inşallah. Günlerdir Türkçe kaynak yoktur diye stackoverflow-kolik olmuştum ama bir türlü işime yarayan bir çözüm bulamamıştım. Şu an şu saatte twitter’Inda kapatılmasıyla bulduğum boş zamanda google’da birde Türkçe sorgulama yaptım ve karşıma bu blog çıktı. Dediklerini harfiyen yaptıktan sonra sorunumda çözüme kavuştu. Tek kelimeyle mükemmelsin…”

Şu yorumdan sonra yüzümün aldığı hali görmenizi çok isterim. Sevinç, mutluluk, gurur, başarı hissi ve tarifi imkansız bir rahatlama.

Paylaşmanın verdiği haz! Evet, işte bundan bahsediyorum. Peki bununla mı kaldı? Hayır tabii ki. Çeşitli alanlarda yazılar yazdım. Ve son zamanlarda Facebook’taki Yazılım Geliştiricileri paylaşmaya ve yazmaya teşvik etmek amacı ile yönettiğimiz bir Facebook grubumuz bulunmakta.

Yazılım Blogları Türkiye: https://goo.gl/qU8smV

Grupta paylaşılan gönderileri gelen ilgi yoğunluğuna göre Yazılım Blogları Türkiye Facebook sayfasında da paylaşıyoruz. Başlangıçta sönük kalsa da; şimdilerde inanılmaz bir paylaşım sürecine adım attık. Bu güzel bir şey, çok daha büyüyecek.

Beni, Türkçe içerik üretmeye iten ve paylaşma isteğime yön veren süreçten bahsetmenin mutluluğu ile yazıma devam ediyorum. Yazılım sektöründeki ben merkezciliği paylaşarak alt edelim. Bunu yıkabilecek güçte olduğumuzu biliyorum. Böyle sığ insanlara, ben öğrendim sadece ben bileyim mantığındaki birey olmayı beceremeyen canlıları çokluğumuzla sindirelim.

Başvurular

Yazılım sektöründe ben merkezciliğin en çok rastlanan bir başka alanı ise iş başvuruları ve lider konumları. Ben lider sözcüğünü kullanmaktan pek haz etmem aslında. Türkçesi, önder daha uygun olacaktır. Önder nedir?

Bunu 2016’nın başlarında kendisinden özel olarak imzalı edindiğim; çok değerli Sn. Osman Pamukoğlu’nın Önder kitabından bir alıntı yaparak cevaplandıracağım. Burada kitapla ilgili değerlendirmeme göz gezdirebilirsiniz https://www.mkoseoglu.com/osman-pamukoglu-onder-caglarin-ozlemi

Şöyle ki: “…Önder, insanoğlunun çaglar boyu özlem duyup hasretiyle yaşadigi en değerli bir üst ihtiyaçtır… Önderi başkan, patron, şef, direktör, komutan gibi hiyerarşik yapıların sıfatını taşıyanlara karıştıran ve bir tutmaya kalkışanlara en yakışır söz: ‘Bilmez, bilmediğini de bilmez.’ deyimidir…” Tarihi incelediğimizde, doğanın var olduğu her alanda önderin varlığını görebiliyoruz. Peki, sektördeki şu meşhur takım önderlerinin bundan haberi var mı?

Peki, iş başvurularında iletişimin en kısıtlı olduğu elektronik posta zemininde hiç bir takım önderi etiketini taşıyan birisinden ben merkezciliğin somut örneğini gördünüz mü? Bir Laravel çalışması için ben Linkedin’de önceden yapmış olduğum bir başvuru sonrasında gelen bir elektronik mail ile bunu yaşadım. Fazla ayrıntı vererek sizi de umutsuzluğa itmek istemiyorum lakin süzme olanına rast geldiğim için şanssız bir günümdeyim sanırım. Tam zamanlı çalışır mısınız? Sorusuna, olabilir yanıtını verdiğimde; bize başvuru yapan sizsiniz. Olabilir ile ne demek istediğinizi anlayamadım cevabı alabiliyorsunuz. Yahu adamın, kendisine herhangi bir konu hakkında görüş belirtmeme tahammülü yok. Elektronik posta iletişimde gösterdiği süzmeliğe bakınız, bu arkadaşla çalışan arkadaşlarıma Tanrı’dan sabır diliyorum.

Havasından mı desem, suyundan mı. Ya sabır!

Ben merkezci süzme bireysizlere örnek olarak önder etiketini kullanan basiretsiz yönetemeyicilere de bir örnek verdiğime göre yavaştan sonuna doğru devam edelim.

Sonuç

Türkiye’de de insanoğlunun olduğu her yerde olduğu gibi bir ben merkezcilik söz konusu. Bunun bizim gözümüze daha çok batmasının ve yaşam kalitemizi gereğinden fazla etkilemesinin nedeni ise yaşam koşulları. Bilginin azaldığı ve cehaletin ağır geldiği terazilerde bilmemenin verdiği özgüvenle çok bildiğini sanan insanların gereksiz süzme ben merkezciliği ile karşılaşmak zorunda kalıyoruz. Ve buna tahammül etmek, katlanmak inanın çok zor.

Çevremizi değiştiremiyoruz. Kendimizi değiştirelim. Bu yazıyı okuyan arkadaşlarımdan rica ediyorum. Bilgi paylaşımının verdiği hazzı birlikte yaşayalım. Sizinle çalışan insanları küçümsemekten, kırmaktan, incitmekten kaçının.

“Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki padişah olan Süleyman bu dünyadan eli boş gitmiştir.” I. Süleyman

Teşekkür ederim.

5 thoughts on “Ben Merkezli Yazılım Sektörü

Merhaba Mert,yazının bir kısmına değil de tamamına odaklananlar ve yazılımcı olanlar, yazılım sektöründe üretenler sana mutlaka hak vericektir gözle görülür şekilde çoğaldı bu insanlardan.Tezat olan noktaya değinecek olursak bilgi,iletişim çağında bu şekilde davranıyor olmaları.Bu durum benim nezdimde o insanları çağa ayak uyduramamış asalaklar yapıyor fakat bunun ötesine geçmiyor(önlem olarak görmemeye,duymamaya ve önemsememeye başlıyorum) ve beni,fikrimi değiştirmelerine müsade etmiyorum sana da öneriyorum.

Merhaba Mert, yazını okudum ve son günlerde yaşadığımız bir probleme ışık tuttuğunu gördüm… Bu beni çok mutlu etti, aynı dertten muzdarip olmamız sesimizin daha geniş kitlelere ulaşabilme ihtimalini doğuruyor. Yaklaşık 5 yıldır reklam sektörünün hemen her yerinde faaliyet göstermeye çalıştım. Öyle ki yakın bir dostumla küçük bir reklam ajansı bile kurduk. Bunca zamanın bize öğrettiği tek şey ise; “Bilginin paylaştıkça değerlendiği” oldu ve var gücümüzle çevremizdeki insanların yanında olduk. Tüm bilgi birikimimizi kendilerine aktardık.
Şimdilerde bir projemizi hayata geçirmek istiyoruz fakat bilişim sektörünün “vebası” ego bulutunda önümüzü görememekteyiz. Ama inanıyoruz ki dünya da hala iyi niyetli ve faydalı olmak isteyen insanlar var. Sadece denk gelmemiz biraz zaman alacak gibi… İyi çalışmalar…

Merhaba mert,
Yazını iki defa okudum ki kaçırdığım bir yer var mı diye.
Fakat ana fikri kavrayamadım, muhtemelen yazının bir fikri anlatmak gibi bir amaçtan ziyade “ben şunu yaptım, o bunu yaptı, insanlar böyle yapıyor, tahammül edemiyorum, süzmeler” şeklinde bir üslubu olmasından.
Bunu gençliğinin heyecanına verirsek bende fikrimi belirtmek istiyorum.
Şikayet ederek ve ya suçlamalarda bulunarak insanların fikrini değiştiremezsin, aksine seni varmak istediğin yerden iki kat uzaklaştıracak bir kavgaya girmiş olursun. Eğer bir şeyleri değiştirmek istiyorsan, ben Türkçe kaynaklar yazıyorum ne de güzel oluyor, siz de yazın, yazmayan bencildir, ben merkezcidir toplumsallıktan uzaktır demek yerine insanlar senin yazdığın kaynağı okusun, ne kadar güzel yazmış ve işim görüldü, bu çok güzel bir şey ve ben de yazayım desinler.
Başımızdan geçen bir, iki olaydan yola çıkarak genellemeler yapmak oldukça sakıncalı. Ne kadarlık bir iş hayatı deneyimin var bilmiyorum ama “bilmediklerini, bilmezler” sözünün kendin için de geçerli olabileceğini unutma lütfen.
Sevgiler.

Merhaba Serhat, öncelikle yorumun için teşekkür ederim. Sadece sonuç kısmını okusan yetedi aslında. Yorumundan alıntı yapıyorum. “Ben şunu yaptım, o bunu yaptı…” Eğer gerçekten de bu yazıda insanlara sadece bu sözcükleri aktardı isem çok üzgün olduğumu belirtmek isterim. Türkiye’de sadece yazılım değil, tüm iş sahalarında yaşanan ben merkezci tutumdan bahsettim. Buna Linux toplulukları da dahil, aklına gelebilecek en farklı iş sahası da dahil. Buradaki ana sorun; ben merkezciliğin tutsaklığından insanların paylaşmayı unutması. Buna en sık rastladığımız iki ana konu bunlar olduğu için bunları ele aldım sadece. Bunlar yine dediğim gibi, birisi bilgi paylaşımı diğer ise iletişimin ilk anında temas kurulan iş başvuruları. Türkçe kaynakla bunun hiçbir ilgisi yok. Ben Türkçe kaynak üretmenin amacı ile ilgili ya da bunun geçerliliğini savunacak hiçbir göndermede bulunmadım. Kendi öykümden yola çıktım. Yazmayan değil, elinde imkanı varken paylaşmaktan uzak kalan insanlar ben merkezcidir. Buna hala itirazı olan var mı? Ve evet. Toplumsallıktan uzaktır. Bu arada iyi dilekleriniz için teşekkür ederim, tek isteğim bu evet. Birilerinin sorununa çözüm olmak ve onlara bir şekilde dokunamak. Başımdan geçen bir iki olaydan yola çıkarak yazacak kadar gaflete düşmedim henüz. Çevremde ve toplumda edindiğim izlenimlerden yola çıkıyorum. Yoğun olarak dahil olduğum iş sahasının Yazılım Sektöründen ibaret olması sadece konu sınırlandırmasında bana yardımcı oldu. “Bilmez, bilmediğini de bilmez.” Evet, ne kadar güzel söylemiş değil mi? Tek derdimiz bu işte. Bilmek. Keşke herkes bilginin gücünün farkında olsa ve şu saçma salak küstahlıklarını bir kenera bırakıp paylaşım vizyonuna hakim olsalar.

Yorumun için teşekkür ederim.
Sevgilerimle.

Merhaba Serhat Bey, siz ne işle meşgulsunuz nerede çalışıyorsunuz. Yazılımcı mısınız?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir