Ben Merkezli Yazılım Sektörü

Merhaba,

Bugün biraz kusacağım. Yazının devamında Türkiye’deki iş ahlakına yönelik son derece ahlak dışı izlenimler bulunmaktadır. Onsekiz yaşından küçüklerin okumasını tasvip etmiyorum, daha çok gençsiniz. Biraz daha toz pembe yaşayın.

Konumuz toplum olarak duymaya daha aşina olduğumuz latince kökenli ego. Türkçesi, süzme ben merkezcilik. Süzmeden kastımız ise; benliğinde ve karakterinde bulunan iyimserliğin, alçakgönüllülüğün ve saygının tamamen yok olmasıdır. Karakteri başta olmak üzere harcı süzme ben merkezcilik ile karılan bir insanın size hissetirdiği ise sadece soğuk bir tortudan ibarettir.

Türkiye’de buna örnek vermemi ister misiniz? Çok basit. Size en yakın ticari toplulukta bunu rahatlıkla sezebilirsiniz.

Bireylerin kalıp halinde yaşadığı, düşünme ve sorgulama yetilerinin köreltidiği kapitalizm odaklı sömürge çarklarından bahsediyorum. Bunların sadece devlet dairelerinde olduğunu sanıyorsunuz değil mi? Hayır! Yanılıyorsunuz. Bu düşünce sistemi ve davranışsal bozukluk olarak nitelendirebileceğimiz durum, Türkiye’deki tüm iş sahalarını etkisi altına almış durumda. Ben içerisinde bulunduğum için Yazılım Geliştirici olarak, yazılım sektörüne dair izlenimlerimden bahsedeceğim.

Paylaşmak

Bilgi paylaşımından girelim konuya. Ben neden günce yazıyorum? Hiç bahsettim mi sizlere? Basit ama gündelik hayattan çok uzak kalan bir tabir; paylaşmak için. Ben bir Anadolu Lisesi’nde öğrenim gördüm. Çevremde akademik alanlarla ilgilenen insanlar dışında Bilgisayar Bilimlerine aşina kimse olmadı. Bana yardım edecek, yön gösterecek insanlar yoktu. Biliyorum, birçoğunuz yaşadı bu durumu. Bundan şikayetçi değilim, aksine memnunum. Bu durum beni araştırmaya ve araştırarak öğrenmeye itti. Hangi metodları kullanarak araştırabileceğimi öğrendim. Bunun zevkini küçük yaşlarda tattım. Bunun bir handikapı var, çıkış noktamız burası.

Yabancı dil yoksunluğundan ve teknik terimlere hakim olmamamın verdiği bilgi yetersizliğinden dolayı Türkçe anahtar kelimeleri kullanarak araştırma yapmaktan başka şansım yoktu. Birgün, düşüm olan kendi günce sistemimi PHP ile yazmak isterken bir sorunla karşılaştım. Uzun araştırmalar sonucunda çözümü buldum. Bir güncede, ağabeyimizin teki şöyle bir cümle kurmuş: “Aşağıdaki kodu münasip yerlere ekleyiniz.” Ben bunu 2013 senesinin temmuz ayında okudum. Ve ne yazık ki; münasip yerleri bilecek kadar tecrübem yoktu. Önce başarısızlığımla kalakaldım, üzüldüm ve kırıldım. Fakat pes etmedim. Biraz şans biraz da inatçılığımla çözdüm sorunu. Çözdüğümde başarmanın verdiği hazzı yaşamadan ne yaptım biliyor musunuz? Günce yazdım.

Bakın, burada. https://www.mkoseoglu.com/ckeditor-ajax-post-etme-kesin-cozum paylaştığım içerik. Nasıl da içerlemişim değil mi? URL yapısında bile “kesin çözüm” ibaresini eklemeyi es geçmemişim. Gelen yorumları dikkatle inceleyiniz.

Yaklaşık bir sene sonra Burak, bir yorum yazmış. Kendisini tanımıyorum lakin tanımayı çok isterim. Yoruma bakalım: “Allah tuttuğunu altın etsin inşallah. Günlerdir Türkçe kaynak yoktur diye stackoverflow-kolik olmuştum ama bir türlü işime yarayan bir çözüm bulamamıştım. Şu an şu saatte twitter’Inda kapatılmasıyla bulduğum boş zamanda google’da birde Türkçe sorgulama yaptım ve karşıma bu blog çıktı. Dediklerini harfiyen yaptıktan sonra sorunumda çözüme kavuştu. Tek kelimeyle mükemmelsin…”

Şu yorumdan sonra yüzümün aldığı hali görmenizi çok isterim. Sevinç, mutluluk, gurur, başarı hissi ve tarifi imkansız bir rahatlama.

Paylaşmanın verdiği haz! Evet, işte bundan bahsediyorum. Peki bununla mı kaldı? Hayır tabii ki. Çeşitli alanlarda yazılar yazdım. Ve son zamanlarda Facebook’taki Yazılım Geliştiricileri paylaşmaya ve yazmaya teşvik etmek amacı ile yönettiğimiz bir Facebook grubumuz bulunmakta.

Yazılım Blogları Türkiye: https://goo.gl/qU8smV

Grupta paylaşılan gönderileri gelen ilgi yoğunluğuna göre Yazılım Blogları Türkiye Facebook sayfasında da paylaşıyoruz. Başlangıçta sönük kalsa da; şimdilerde inanılmaz bir paylaşım sürecine adım attık. Bu güzel bir şey, çok daha büyüyecek.

Beni, Türkçe içerik üretmeye iten ve paylaşma isteğime yön veren süreçten bahsetmenin mutluluğu ile yazıma devam ediyorum. Yazılım sektöründeki ben merkezciliği paylaşarak alt edelim. Bunu yıkabilecek güçte olduğumuzu biliyorum. Böyle sığ insanlara, ben öğrendim sadece ben bileyim mantığındaki birey olmayı beceremeyen canlıları çokluğumuzla sindirelim.

Başvurular

Yazılım sektöründe ben merkezciliğin en çok rastlanan bir başka alanı ise iş başvuruları ve lider konumları. Ben lider sözcüğünü kullanmaktan pek haz etmem aslında. Türkçesi, önder daha uygun olacaktır. Önder nedir?

Bunu 2016’nın başlarında kendisinden özel olarak imzalı edindiğim; çok değerli Sn. Osman Pamukoğlu’nın Önder kitabından bir alıntı yaparak cevaplandıracağım. Burada kitapla ilgili değerlendirmeme göz gezdirebilirsiniz https://www.mkoseoglu.com/osman-pamukoglu-onder-caglarin-ozlemi

Şöyle ki: “…Önder, insanoğlunun çaglar boyu özlem duyup hasretiyle yaşadigi en değerli bir üst ihtiyaçtır… Önderi başkan, patron, şef, direktör, komutan gibi hiyerarşik yapıların sıfatını taşıyanlara karıştıran ve bir tutmaya kalkışanlara en yakışır söz: ‘Bilmez, bilmediğini de bilmez.’ deyimidir…” Tarihi incelediğimizde, doğanın var olduğu her alanda önderin varlığını görebiliyoruz. Peki, sektördeki şu meşhur takım önderlerinin bundan haberi var mı?

Peki, iş başvurularında iletişimin en kısıtlı olduğu elektronik posta zemininde hiç bir takım önderi etiketini taşıyan birisinden ben merkezciliğin somut örneğini gördünüz mü? Bir Laravel çalışması için ben Linkedin’de önceden yapmış olduğum bir başvuru sonrasında gelen bir elektronik mail ile bunu yaşadım. Fazla ayrıntı vererek sizi de umutsuzluğa itmek istemiyorum lakin süzme olanına rast geldiğim için şanssız bir günümdeyim sanırım. Tam zamanlı çalışır mısınız? Sorusuna, olabilir yanıtını verdiğimde; bize başvuru yapan sizsiniz. Olabilir ile ne demek istediğinizi anlayamadım cevabı alabiliyorsunuz. Yahu adamın, kendisine herhangi bir konu hakkında görüş belirtmeme tahammülü yok. Elektronik posta iletişimde gösterdiği süzmeliğe bakınız, bu arkadaşla çalışan arkadaşlarıma Tanrı’dan sabır diliyorum.

Havasından mı desem, suyundan mı. Ya sabır!

Ben merkezci süzme bireysizlere örnek olarak önder etiketini kullanan basiretsiz yönetemeyicilere de bir örnek verdiğime göre yavaştan sonuna doğru devam edelim.

Sonuç

Türkiye’de de insanoğlunun olduğu her yerde olduğu gibi bir ben merkezcilik söz konusu. Bunun bizim gözümüze daha çok batmasının ve yaşam kalitemizi gereğinden fazla etkilemesinin nedeni ise yaşam koşulları. Bilginin azaldığı ve cehaletin ağır geldiği terazilerde bilmemenin verdiği özgüvenle çok bildiğini sanan insanların gereksiz süzme ben merkezciliği ile karşılaşmak zorunda kalıyoruz. Ve buna tahammül etmek, katlanmak inanın çok zor.

Çevremizi değiştiremiyoruz. Kendimizi değiştirelim. Bu yazıyı okuyan arkadaşlarımdan rica ediyorum. Bilgi paylaşımının verdiği hazzı birlikte yaşayalım. Sizinle çalışan insanları küçümsemekten, kırmaktan, incitmekten kaçının.

“Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki padişah olan Süleyman bu dünyadan eli boş gitmiştir.” I. Süleyman

Teşekkür ederim.

Samsung Galaxy S4’ten iPhone SE’e Geçiş

Merhaba,

Genelde aldığım ürünlerle ilgili bu tarz gönderilerde bulunmasam da söz konusu hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan mobil cihazlar olunca izlenimlerimi paylaşmam gereken birkaç noktanın olduğunu fark ettim.

Öncelikle mobil cihaz tecrübemden bahsetmek isterim. Bu güne kadar Android işletim sistemi kullanan Samsung telefonlardan başka hiçbir cihaz kullanmadım. Herhangi bir IOS ve iPhone deneyimim de yok.

Samsung Galaxy S4

Uzun zamandır; üzerinden boyası dökülen, ekranındaki çizik sayısı piksel sayısını geçen bir Samsung Galaxy S4 kullanıcısı idim. Yaklaşık olarak üç gün önce şebeke sorunu olduğunu fark ettim. Kimsenin bana ulaşamaması başlarda dikkatimin dağılmaması adına gayet güzel olsa da iş benim birisini aramam gerektiğine geldiğinde asıl sorun o zaman baş gösterdi.

Samsung’lardaki kronik şebeke sorununun iki ana nedeni bulunmakta. Birincisi anten bağlantısında kopukluk, ikincisi ise anakart üzerinde bulunan bir entegre modülü. Birçok parçasını da ben değiştirdiğim için cihaza az çok hakimim. Yeniden içini açtım ve anten bağlantısını kontrol ettim. Herhangi bir sorunun gözükmüyordu. Bu sorunun entegrede olduğunu gösteriyor ama benim entegre değiştirmek için elimde ne gerekli malzeme bütünlüğü ne de bunlarla sorunu çözüme kavuşturmaya yetecek bir tecrübe bulunmuyordu.

iPhone SE

Uzun zamandır Apple ürünlerine ilgim vardı. Fakat 4″ boyutlarında bir cihaz arıyordum. Beni kocaman ekranlarda oyalamayacak, göz yormayacak, ince ve hafif; kolay ve kullanışlı. Bu son üç günde telefon araştırırken İphone SE modelini gördüm, tüm ihtiyaçlarımı karşılayacak boyutta bir cihaz olduğunu fark ettim. Özelliklerine ve yorumlara dahi bakmadan uzay gri modelini sipariş verdim.

Cihazı açtım ve hiçbir işlem yapmadan direkt olarak IOS 11’e güncelledim. Herhangi ek bir işlem yapmadım. Kullandığım stabil ve sabit birkaç uygulamayı da kurduktan sonra bahsi geçen IOS 11 böceklerinin hiçbiri ile karşılaşmadan gayet güzel deneyimledim diyebilirim. Uzaktan YouTube’de videolarını izlediğim ve gülüp geçtiğim Siri, beni şaşırtmaya devam ediyor. Bir kez daha geleceğin varlığını hissetmeme ve derin düşüncelere dalmama neden oldu diyebilirim. Kodlarındaki açıklama satırlarını okumak isterdim.

Android’ten IOS’a Geçiş

Elime alır almaz sıkça geyiği yapılan o soruyu ben de sordum. “Geri tuşu?” bir ümit belki koymuşlardır da ışığı yoktur diye de ara ara yokladım hatta. Touch ID’nin varlığı ile kendimce bu geri tuş eksikliğini unuttum ve incelemeye daldım. Menülerden ve uygulamalardan çıkışlarda geri nasıl gideceğimi hala arıyorum aslında. Benim için mobil cihazlarda bulunması gereken belli başlı uygulamalar ve işlevleri barındırması yeterli. Bu yüzden uzun bir karşılaştırma metni yazamayacağım. Yalnız şunu söylemeliyim ki; IOS 11’e güncellemeden önce biraz incelemiştim cihazı. IOS 11 ile birlikte gelen yeni dizayn çok hoşuma gitti.

Samsung Galaxy S4’ten iPhone SE’e Geçiş

Cihazlarda elbette donanım olarak bir kere sene farkı var. Samsung Galaxy S7 ya da S8 ile karşılaştırmak belki de daha doğru olur ama kişisel izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Beni en çok mutlu eden 4″ olması ve ses kalitesi. Bunlar günlük hayatta beni cihazı kullanırken ihtiyacım olduğunda olumlu etkileyen özellikler.

Sonuç

Bu kısmı da bu konu başlığı ile araştırma yapan arkadaşlarıma yazıyorum. Her ne kadar Türkiye’de sahip olduğun eşyanın senin karakterin ya da kişiliğin hakkında bilgi vereceğini düşünüyorsan da yanılıyorsun. Biraz marka biraz da popülite uğruna hiçbir zaman ihtiyacınız olmayan eşyalara yöneliminiz olmasın. Bunu kendi adıma sizlerden rica ediyorum. Ben ihtiyaçlarım doğrultusunda bu şekilde bir karar verdim. Farklı bir marka bu opsiyonları sağlasaydı onu alırdım. Bilinçsiz tüketimden uzak duralım. Bir eşyayı almadan önce mutlaka ihtiyaç oranımızı sorgulayalım.

Sevgilerimle.

Yeni Tema: Yirmi Onbeş

Merhabalar,

Uzun zamandır severek kullandığım Independent Publisher WordPress temasından ani bir kararla WordPress’in varsayılan tema olarak bizlere sunduğu Yirmi Onbeş temasına geçiş yaptım.

Güncemde teknik konular haricinde bu tarz içeriklere yer vermek istemesem de; okuyucularıma karşı kendimi sorumlu hissettiğim için açıklama ihtiyacı duydum.

Independent Publisher

Öncelikle, Independent Publisher genel olarak yani bir şablon olarak beni yansıtıyor diyebiliriz? “Bunu da nerden çıkardın?” diye soranları duyar gibiyim. Beni karakter olarak tanıyanlar kafalarını onaylarcasına yukarı-aşağı hareket ettirdi zaten. Kısaca açıklamak gerekirse; günlük yaşantımda da sade bir insanım. Yerel ağ(internet) üzerinde ise her zaman doğru bilginin savunucu olmuş, kaliteli, güncel ve doğru içerikleri doğru bir üslupla insanlara ulaştırmayı tercih etmiş ve yerel ağda da yerel betlerin(internet sitesi) bu şekilde olmasını istemişimdir. Üstüne üstlük renklerden ve kalabalık nesnelerden arınmış bir günce(blog) okumanın tadı hiçbir şeyde yoktur!

WordPress temasının geliştiricisi Raam Dev abimiz, kendi işinde gücünde mütevazi güzel bir insan. Tam olarak indirme sayısına ve oylamalara göz gezdirmedim fakat güzel bir indirme yakaladığını tahmin ediyorum. Raam abimiz, bu durumdan hiçbir çıkar gütmeden gayet bir gün her geliştiricinin yapmasını umduğumuz gibi GitHub üzerinde açık kaynak olarak yayınlamış çalışmasını.

Tüm bu değerlendirmelerin ışığında uzun bir süre kullandım, caanım temayı.

Eee, Sonra?

Eesi sevgili okuyucum; ilerleyen süreçte beni rahatsız eden bazı durumlar vardı. Benim için en önemlisi ihtiyaçlarım doğrultusunda mantıklı ve işlevsel güncellemeleri zorlanmadan yapabilmeme olanak sağlamasıdır. Bu temanın dizin yapısı ve kullanılan kod yapısı ise buna pek müsaade eden tarz değil maalesef. Özellikle ilk kullandığım zamanlarda Raam’a birkaç kez mail ile sitem etmişliğim ve yardım almışlığım da vardır. Kendisi her durumda yardımcı oldu lakin bir yapı var ve sen onun dışına çıkamıyorsun.

WordPress’e de CMS olarak çok hakim değilim. Blog mu? Yahu yazıyorsun yayınlıyor işte pek bir esprisi yok bu işin. Önemli olan yazdıklarınla kimlere dokunabildiğindir.

Temada son zamanlarda fark ettiğim birkaç sitil hatası ve bunları düzeltmek için kendimde yeterli enerjiyi bulamamam, GitHub üzerinde son işlemenin aylar öncesinde olduğunu gördüğümde biraz daha okuyucuya “Bak, buradayım. Okusana beni. Hadi, oku!” diyebilecek bir tema arayışına girdim.

Birazcık ücretsiz mağazaları dolaştım. Çok yeni moda ve sadeliği arka plana atmış temalara rast geldim. Yeteri kadar araştırma yapacak zamanımın da olmadığını göz önünde bulundurduğumda kendim bir tema çıkartayım dedim. Şöyle bir düşününce de mantıklı geldi. Sadece kendi ihtiyaçlarıma göre evrilecek bir yapıyı ayağa kaldırmak çok zamanımı almasa gerek diye düşündüm.

Tam o sırada, temalar kısmında eskiden de geçici olarak bir göz kırptığım Yirmi Onbeş temasını gördüm.

Yirmi Onbeş

Yirmi Onbeş’in geçmişinden haberdarım. Geçmişinden kaçamazsın diyerek samimi bir yüzleşmeden sonra hiç düşünmeden etkinleştirdim dedim. Karşıma çıkan önyüz daha sade ve daha okuyucu odaklı bir çalışma idi.

Yapı olarak WordPress’in varsayılan teması olduğunu bir bakışta hissettirecek güzellikte. Önümüzdeki bir ay boyunca Yirmi Onbeş ile devam edeceğim. Yapılan sorgu sayılarından SEO’ya kadar birçok etmeni göz önünde bulundurarak yeni bir tema yapmalı mıyım? Yoksa Yirmi Onbeş ile devam mı etmeliyim? Sorularına cevap bulacağım. Bunu da tabii ki zaman ve karşıma çıkan durum raporları gösterecek.

Sonuç

Her ne olursa olsun, geliştirmeye; yazmaya ve paylaşmaya devam ediyoruz. Vee “Bizim bir Mert vardı, o güzel yazıyordu, bu onun güncesi değil!” diye bir düşünce kapılmıyoruz.

Kaynak ve İleri Okuma

  • https://tr.wordpress.org/themes/twentyfifteen/
  • https://tr.wordpress.org/themes/independent-publisher/

Logitech Teknik Servis Süreci (Penta)

Merhabalar, 13 Haziran 2017’de satın aldığım M720 Triathlon model farede bluetooth bağlantı sorunu yaşamaya başladım. Bir anda hiçbir cihazı görmemeye başladı. Bu cihazı almamın en önemli nedenlerininden birisi ise birden fazla cihaza bağlanabilme özelliği olduğu için bu sorun bana büyük engel olmaya başlamıştı.

Bir boşluğumda Logitech’e garanti kapsamında ürünü göndermek istedim. Türkiye’deki temsilcileri Penta, tam ismi ile Penta Teknoloji Ürünleri Dağıtım Ticaret A.Ş. ile elektronik mail kanalı ile iletişime geçtim ve durumu özetledim.

Penta:

Kendilerinden şu şekilde bir yanıt aldım. Siz de ürününüzü göndermeden önce lütfen dikkate alınız. Bu konuda fazla bilgiye ulaşamadığım için sizlerin de bilgilenmesini istedim.

  • Ürünü faturasının fotokopisi ile birlikte arıza notunu yazarak servisimize Yurtiçi kargo ile gönderebilirsiniz.
  • İstanbul Anadolu yakasından gönderilen ürünlerin kargo ücreti müşteriye aittir. (Gönderici Ödemeli)
  • İstanbul Avrupa yakasından ve İstanbul dışı diğer illerden gönderilen ürünlerin kargo ücreti servisimize aittir. (Alıcı Ödemeli)
  • Yurtiçi Kargo Anlaşma Kodu : 262 244 793
  • Penta Teknoloji Ürünleri Dağıtım Tic. A.Ş.
    Organize Sanayi Bölgesi Nato Yolu 4. Cad. No : 1 Yukarı Dudullu Ümraniye İstanbul

Burada ürünü göndermek için ihtiyacınız olan tüm bilgiler mevcut.

Süreç:

Ürünümü 17 Temmuz 2017 tarihinde Yurtiçi Kargo ile gönderdim ve yine mail kanalı ile de kendilerine ulaştığı ve işleme alındığı bilgisine ulaştım. Teknik servis, maksimum yirmi iş günü içerisinde sorunu çözmeyi hedeflemekte. Şu an beş iş gününü tamamlamış bulunmaktayız.

Süreç ile ilgili gelişmeleri yine buradan güncellerim. Logitech ürünleri konusunda sorun yaşayanlara da rehberlik etmiş olur.

  • 6. iş günündeyiz ve halen ürün arıza takip numaramı alamadım. Ürünün aciliyetini bildirmeme rağmen tek geri bildirimleri “net bir bilgi veremeyiz, 20 iş günü içerisinde tamamlanacaktır.” tarzında kalıplaşmış elektronik postalardan ibaret.
  • Kendilerine (850) 277 0 277 numaralı telefondan ulaştım. Kargo takip numaramın son altı hanesini kendilerine bildirdim ve ürün hakkında bilgi aldım. Sorunsuz bir şekilde değişimi yapıldığı ve gün içerisinde kargoya verileceği söylendi. Ürün yarın elimde olursa Penta, bizlerden tam not alacak!
  • Ürün, beklediğim gibi tarafıma ulaştı. Birebir yenisi ile değişim yapıldı. Penta’ya teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Bonus:

Ek olarak Linux üzerinde fare kullanımını konfigüre etmek isteyenler için de bu makalemi önerebilirim.

Bağlantılar:

Esen kalın!

ASUS K555U Realtek ALC256 Linux Mikrofon Sorunu

Güncelleme: Linux Kernel 4.12

Linux Kernel 4.12 ile birlikte ses ve mikrofon sorunlarının tamamı giderildi.


Esenlikler herkese. Eğer bu yazıya Google’da yaptığınız araştırmalar sonucunda geldi iseniz; Tanrı şimdiden sabır versin. Belirtmek isterim ki bu yazıda umduğunuzu bulamayacaksınız, zira ben de çaresizim.

Bilgisayarımı ilk aldığımda blogumda Windows 10’da yaşanan uyku sorunundan bahsetmiştim. Bu yazıdan kısa bir süre sonra Linux kullanmaya başladım. Ubuntu, Mint, OpenSUSE, Linux Lite, Arch Linux ve Manjaro dağıtımlarını kullandım. KDE, XFCE ve Gnome masaüstü ortamları ile çalıştım. Şu an sabit olarak Manjaro I3WM kullanmaktayım. Sözün özü şu ki; Linux’ta Realtek ALC256 ses kartının mikrofon ayarlarında sorun oluşmakta maalesef.

Bu konu ile ilgili Google ve diğer arama motorlarında yaptığınız araştırmalarda sayısız forumda sayısız konu okuyacak ama çözüme yüksek ihtimal ulaşamayacaksınız. Jack girişinden ve dahili kemara mikrofonundan bir türlü ses kaydedemeyeceksiniz. Alsamixer, PulseAudio gibi binbir çeşit araç deneyecek, paket depolarında sörf yapacaksınız. Biliyorum, biliyorum çünkü ben bunları yaşadım. Tüm Facebook gruplarına konu açtım. Farklı dağıtımlarda uzman kişilerden görüş aldım. Bu sorunun bir çözümü yok ve kronik bir sorun.

Geçici ve ideal olmayan bir çözüm buldum neyse ki. Çok içime sinmese de paylaşmak istedim. Bir Jack dönüştürücüye ihtiyacımız var. Google’da USB Ses Kartı olarak arama yaptığınınızda görebilirsiniz. Ben denemek için en kalitesiz olanlarından bir tane aldım. Bu arada  mikrofon olarak da Snopy’nin Sn-330M mikrofonunu satın aldım. Uygun fiyatına nazaran harika verim aldım. Satın aldığım kalitesiz Jack dönüştürücü biraz daha sağlam olsa çok daha güzel bir ses kalitesi alacağımı tahmin ediyorum. Eğer ciddi anlamda bu konuda bir çalışmanız olacaksa Creative’nin X-Fi Go Pro modelini tavsiye ederim. Henüz denemedim ama okuduğuma göre alınası bir cihaz.

Bir diğer alternatif ise USB çıkışlı bir mikrofon satın almanız. Ses kalitesi ne kadar iyi olur orası tartışılır, bilemeyeceğim.

Bu arada yeri gelmişken yeni bir kulaklık almayı düşünüyorum. Pioneer’in SE-MJ591 modelini beğendim. Satın aldığımda deneyimimi burada güncellerim.

Güncelleme

Uzun bir aradan sonra beni tam olarak tatmin etmese de bir çözüm buldum. Linux Arch tabanlı dağıtımlarda hda-jack-retask-bz paketini yükleyelim ve üçbirimde hda-jack-retask  komutu ile çalıştıralım.

Muhtemelen her cihazda farklı olacaktır bu sorun ve çözümü. Ben deneyerek buldum. Select a codec menüsünden ses kartım olan Realtek ALC256‘yı seçtim. Sağ menüden ise show unconnected pins seçeneğini işaretledim.

Pin ID:0x18 olanı override olarak işaretledim ve Microfone seçtim. Install boot override seçeneği ile başlangıçta ayarların yapılandırılmasını sağladım.

Uçbirimde bir metin editörü ile aşağıdaki dosyayı görüntüleyelim.

İçerisinde bulunan satırları silelim ve aşağıdaki komutla değiştirelim.

Yedeklemeyi unutmayın.

Bilgisayarımı yeniden başlattığımda uçbirimde pavucontrol ile ses ayarlarımı görüntüledim. Çıkış ayarlarından dahili mikrofonumu seçtim.

Bu yöntemle dizüstü bilgisayarınızdaki dahili mikrofonu kullanabilirsiniz. Bazılarında Pin ID:0x19 çalışmış. Siz denemelisiniz kendiniz için.

Olası Sorunlar

Uçbirimde pavucontrol  yazdığınızda Establishing connection toPulseAudio. Please wait ..” hatası alabilirsiniz.

Çözüm olarak rm -r ~/.pulse komutunu uçbirimde çalıştırın. Bunun ardından pulseaudio -k komutu ile servisi durduralım ve pulseaudio --start ile yeniden başlatalım.

Uçbirimde tekrar pavucontrol komutunu girdiğinizde gerekli ses ayarlarınızı yapabilirsiniz.

Pioneer SE-MJ591

Piooner SE-MJ591 modelini Idefix üzerinden satın aldım. Yanınızda taşımak için harika bir taşıma kutusu mevcut. Müzikleri tüm detayları ile hissedebilirsiniz.

Uzun kullanımda rahatsız etmekte. Ben en fazla iki saat aralıksız kullanabildim. Biraz çıkartıp dinlenmek gerekiyor.

Onun dışında çok memnunum.

Atom Editör ile Git, GitHub ve Git Plus Kullanımı

Ekip halinde geliştirdiğiniz projelerde Git ve GitHub kullanımının önemini hatırlatmaya gerek duymadan konu başlığının içeriğinden bahsetmek istiyorum.

Bildiğiniz üzere; popüler metin editörlerinden birisi olan Atom şu sıralar çok revaşta. Ben de severek kullanıyorum kendisini. Bazı arayüz çalışan arkadaşlarım Sublime metin editöründen vazgeçmese de ben sunucu bazlı dillerde bir handikabını görmedim. Gerek paket deposu gerekse de pratik kullanımı ile vazgeçilmezimdir. Buna tema desteği de dahil tabii ki.

Atom metin editöründe kullanılan işlevsel paketlerden birisi de Git Plus. Proje geliştirme aşamasında normal şartlarda uçbirimden uzak sunucu ile bağlantı kurmanız ve değişiklikleri bildirmeniz gerekmektedir. Git Plus sayesinde zorlanmadan uzak sunucu kullanabilir ve kolay kullanımı ile Git GitHub dünyasına adım atabilirsiniz.

Öncelikle GIT ve GitHub‘ın genel ve evsensel tanımlarına değinelim ve alıntı yapalım.

GitHub

GitHub, sürüm kontrol sistemi olarak Git kullanan yazılım geliştirme projeleri için web tabanlı bir depolama servisidir. GitHub özel depolar için ücretli üyelik seçenekleri sunarken, açık kaynaklı projeler için ücretsizdir.

GitLab‘ta özel depoları da ücretsiz bir şekilde kullanabilirsiniz. Bu yazımızda uzak sunucu olarak GitHub‘ı kullanacağız.

Git

GIT; yazılım geliştirme süreçlerinde kullanılan, hız odaklı, dağıtık çalışan bir sürüm kontrol ve kaynak kod yönetim sistemidir. İlk sürümü Linux çekirdeği’nin geliştirilmesinde kullanılmak üzere geliştirilmiştir.

Git Kullanımı

Öncelikle uzak sunucuda bir depomuzun olması gerekli. Bunun için GitHub hesabımıza giriş yapalım ve  Create a new repository bağlantısına tıklayarak yeni bir depo oluşturalım.

Depomuzun ismini oluştururken boşluk bırakmamaya özen gösterelim. Ben git-plus-kullanimi isminde bir depo oluşturdum kendime.

Bilgisayarınızda GIT yüklü değil ise yükleyelim. Ben Linux Manjaro kullanıcısıyım ve AUR’dan rahatlıkla indirip kurabiliyorum.

Yerel sunucumda git-plus-kullanimi isminde bir klasör oluşturdum ve içerisine PHP dosyamı ekledim.

Uçbirimimi açıyorum. Klasörün bulunduğu dizine geçiş yapıyorum. pwd  ls  ve cd  komutları yardımcı olabilir bu işlemde bizlere.

Şimdi aşağıda yeni bir depo oluşturalım.

Uçbirimde şuna benzer bir çıktı almanız gerek. “ Initialized empty Git repository in /opt/lampp/htdocs/git-plus-kullanimi/.git/ ”

Şimdi sistemimizde tanımladığımız parola ve kullanıcı isminin kaydedilmesini sağlamak için git-credential-store komutunu kullanacağız:

Güvenlik önlemi almak isterseniz; bir önbellekleme tanımlayabilirsiniz.  Biz devam edelim. Şu anki dalımızı güncelleyelim:

Uzak sunucumuzda bulunan depomuzun adresini keydedelim:

Bulunduğumuz dizindeki tüm dosyaları ekleyelim:

Yerel sunucumuza teslim edelim:

Uzak sunumuza gönderelim:

Bizden kullanıcı adımızı ve parolamızı isteyecektir. Uçbirimde yazalım.

  • Username for ‘https://github.com’: mkoseoglu
  • Password for ‘https://[email protected]’: parolam

Uçbirimde parolamızı yazarken ekranda güvenlik önlemi olarak bir şey gözükmez. Siz yazın ve enter tuşu ile devam edin.

Şu şekilde bir çıktı aldım:

Şimdi GitHub hesabında oluşturduğumuz depomuzu kontrol edelim. Başarılı bir şekilde dosyalarınızı gönderdiğinizi görebilirsiniz. Atom Git Plus kullanımı ile devam edelim.

Git Plus Kullanımı

Atom metin editörüm ile git-plus-kullanimi ismindeki klasörümü açıyorum. Paket yükleme alanında git-plus olarak arama yapıyorum ve yüklüyorum. Paketi direkt indirmek ve kurmak isteyenler için bağlantı:

Atom editörümü yeniden başlatıyorum. Şimdi oluşturduğum PHP dosyamda bir değişiklik yapıyorum.

Görselde de görüldüğü üzere; değişiklik yaptığım dosyanın rengi sol kısımdaki alanımda belirdi. Şimdi değişiklikleri uzak sunucumuza gönderelim.

Paketler sekmesinden Git Plus‘a geliyorum ve Add All + Commit + Push seçeneğine tıklıyorum. Karşıma bir commit dosyası açıldı.

Yaptığım değişikleri yazdım ve CTRL+S kombinasyonu ile kaydettim. Başarılı bir şekilde uzak sunucuma gönderildi. Kontrol edelim hesabımızı tekrar.

Evet. Git Plus sayesinde daha düzenli kod yazabilirsiniz. Herkese iyi çalışmalar.

Kaynak:

  • https://git-scm.com/docs/git-credential-store
  • http://stackoverflow.com/questions/11403407/git-asks-for-username-everytime-i-push
  • https://makandracards.com/makandra/8039-git-how-to-configure-git-to-push-only-your-current-branch

Yazılım Üzerine Blog Yazmak

Merhabalar, yaklaşık olarak dört senedir blogumda yazılım üzerine elimden geldiğince sizlere bir şeyler aktarmaya, bulamadığım Türkçe kaynakları oluşturmaya çalışıyorum. Son zamanlarda da blogumu bir hayli ihmal ettim. Tüm bu süreç içerisinde sizlere deneyimlerimi ve izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Yazılım üzerine

Bu alanda uğraş ve emek verenlerin de çok iyi bildiği gibi yazılım biraz nankördür. Burada “Yazılım” çok genel bir kavram olsa da asıl anlatmak istediğim her geçen saniye yeni teknolojilere ayak uydurmak ve yeniliğe açık olmak gerektiği. Üzerinde çalıştığınız bir çatı (Framework) yeni bir sürümü çıktığında merakla dökümanı incelemek ve yenilikleri not almak. Her zaman “evet, bu çalışıyor ama nasıl daha işlevsel çalışır?” tarzında soruları kendimize yöneltmek ve 5N1K ile iç içe olmanız gerekmektedir.

Sorgulamaktan, çalışmaktan ve inanmaktan asla vazgeçmeyin!

Tüm bunların dışında, keşfettiğiniz her kaynağı aklınızda tutmanız mümkün değil. Bunun için düzenli bir yer imleri eklentisi kullanabilirsiniz. Ben bir proje üzerinde isem ilgimi çeken konuları gereksiz bir klasörde topluyorum. Proje sonrasında ise tek tek bakıyorum ve gerçekten işe yarar makale ve kaynakları yer imlerinde gruplarıma dahil ediyorum.

Bloga yazmak

Peki yazılım üzerine blog yazıyorsanız süreç nasıl işliyor?

1-) Ertelemeyin

Öncelikle, “harika! bunu kesin blogumda yazmalıyım” dediğiniz her konuyu o an yazmaya başlayın. Üzerinde bolca zaman harcadığınız bir sorunu çözdüğünüzde, atomu parçalamış gibi hissedebilirsiniz. O an, sizinle aynı duyguları paylaşan binlerce insan olabilir. Fakat benim gibi sonra yazarım bunu derseniz sorunun ve sorunu çözmenin heyecanını kaybetmenin etkisi ile olması gereken makaleleri yazamıyorsunuz.

2-) Okunabilirlik

Çoğu yazılım blogunda kullanışsız kod renklendirme araçlarının kullanıldığını görüyorum. Bu tarz özensiz paylaşımlar, paylaşılan kod bloklarında hata olasığını yükseltmekte ve kullanıcı için okunabilirlikten sınıfta kalmakta. Ben CMS olarak WordPress kullanıyorum. Eklenti olarak da Crayon Syntax Highlighter kullanmaktayım.

3-) Kaynak

Yazılarınızda mutlaka yararlandığınız kaynakları ekleyin. Bu konuda gördüğüm en başarılı blog yazarı Fatih Hayrioğlu bu güne değin yazdığı tüm yazılarda istisnasız kaynak belirtmesi takdire şayan bir özellik. Kendisine buradan da ayrıca selamlar. Kaynak belirtmek sığ bir zihniyetten ziyade sizi yüceltir.

4-) Güncellik

Yazılarınızda mutlaka en güncel kod bloklarını paylaşmaya özen gösterin. Özellikle Laravel tarzında, güncellendiğinde geçerliğini yitiren çatılar ( Framework ) ile ilgili paylaşımlarınızda sürüm üzerinde ekstra dikkatli olun.

5-) Yazım kuralları

Yazım ve imla hataları konusuna pek değinmek istemiyorum, değinirsem yazının sonunu bulamayız. Bu konuda kendisini eksik hissedenlere TDK yerine THD öneriyorum.

Sonuç

Benim şimdiye kadar gözlemlediğim sonuçlar bunlar. Eğer ki arama motorlarında Türkçe kaynak üzerine bir katkımız olsun diyorsanız bu maddelere bir kez de olsa göz gezdirin. Bazı arkadaşlarımız sadece reklam almak için her gün paylaşılan başlıklarla oluşturduğu blogları efesle kınıyor, azalarak tükenmelerini diliyorum.

Geliştiricilere Özel Google Chrome Uzantıları

Merhabalar, kullandığımız tarayıcılarda eklentiler bir hayli önemlidir. Özellikle geliştiriciler açısından büyük bir önem arz etmektedir. Bir ustanın en önemli varlığı malzemesidir felsefesi de bunu doğrular nitelikte.

JSONView

JSONView özellikle geliştiriciler için baş tacı olması gereken bir eklenti. Çok uzun zamandır kullanıyorum. JSON çıktılarımı çok daha rahat bir şekilde okuyabiliyorum.

İlgili resim

Google Chrome Web Mağazası

Papier

Bu eklenti sayesinde sürekli bir yerlerde “Yeni Metin Belgesi(99)” tarzında dosyalar görmekten kurtuldum diyebilirim. Unutmamam gerekenler artık her zaman gözümün önünde. Google Chrome yeni bir sekme açtığınızda sizi Papier’in arayüzü karşılıyor. Burada aldığınız notlar ise bilgisayarınızı kapatsanız bile orada kalmaya devam ediyor. Senkronize olan oturumunuzla paralel çalışan bu eklenti benim gibi dağınık ve aklı bir karış havada geliştiriciler ve günlük kullanıcılar için harika!

Google Chrome Web Mağazası

Hideman VPN

Türkiye’de hükümet 21. yüzyılın son çeyreğinde sene 2017’de dahi sansür girişimlerinde bulunduğu için bu tarz bir eklenti kullanmak zorunda kalıyorum. Google Chrome için kullanabileceğiniz ücretsiz bir VPN eklentisi Hideman VPN. Bu tarz eklentileri kullanırken her zaman dikkatli olmanız gerekli. Önemli işlemlerinizde kullanmamanızı tavsiye ederim. Unutmayın, ücretsiz olarak size sunulan hiçbir şey ücretsiz değildir. Bilgileriniz çok daha değerli.

Google Chrome Web Mağazası

Sonuç

Bu konuda tanıtacağım/tanıtmaya değer gördüğüm eklentiler şimdilik bu kadar. Belki zamanlar güncellerim. Sizler de kullandığınız eklentileri yorum kısmından paylaşabilirsiniz.

KOBO E-Kitap Okuyucu

Merhabalar, siz de benim gibi kitap okumadan duramayanlardan biri iseniz bu yazımı okumaya devam edin.

Ben basımı zor bulunan tarihi makale ve kitapları araştırmayı çok severim. Bu nedenle de PDF okuma alışkanlığı kazandım. Sosyal medya grupları ve internet üzerinde birçok kaynaktan aradığınız kitabın PDF formatını bulabiliyorsunuz. Ben bunu bir üst seviyeye taşımak istedim ve bir elektronik okuyucu edindim. Ürünün tam ismi KOBO Aura Multi Touch 6″ olarak geçmekte. Fiyat/performans olarak bu ürünü tercih ettim.

Başlarda Kindle düşünüyordum fakat Türkiye’de satılan modellerinin reklamlı olduğunu ve fiyat olarak KOBO’dan daha fazla olduğunu öğrendiğimde vazgeçtim. Ben e kitap okuyucu yelpazesinde sadece Kindle var sandığımdan araştırmayı bırakmıştım ki Facebook PDF paylaşım gruplarından birisinde, bir abimizin tavsiyesi ile keşfettim KOBO’yu.

Bazı kişilerden şarj konusunda söylemler duyuyorum fakat aslı yoktur ki şu şekilde özetleyeyim. “Eğer arka aydınlatması var ise şarjı çok az gider o yüzden de o paraya tablet alırsın.” diye düşünen bir zihniyet var. Bu yanlıştır. Benim aldığım modelin de arka aydınlatması mevcut ve 60 gün şarj ömrü var.

Ürünün teknik özelliklerini internetten araştırarak öğrenebilirsiniz. Ben çok detaya girmek istemiyorum. İyi ki de almışım diyorum, toplu taşımada ve hayatımın her alanında çok rahat kitap okuyabiliyorum. Boyutu da harika, çantamda varlığı yokluğu anlaşılmıyor. Ben KOBO Türkiye‘den 360TL’ye aldım, yazının güncelliğine göre daha uygun fiyatta bir yer bulursanız oradan da alabilirsiniz.

 

Asus Uyku Modu Siyah Ekran Hatası ve Çözümü

Bugün edindiğim Asus K555U serisi dizüstü bilgisayarda uyku modundan çıkarken yaşadığım siyah ekran/ekran gelmeme sorununun çözümünü inceleyeceğiz.

Bilgisayarı, kullanıcıların forum ve çeşitli mecralarda kronik olarak bahsettiği bir kaç sorunu göze alarak satın aldım. Ve açıkçası bu satırları yazarken de pişman değilim. Belki de kampanyadan aldığım içindir, kim bilir(!)

Cumartesi olması sebebi ile sabah saatlerinde MNG kargodan ürünümü kendim gidip teslim aldım. Şube yetkililerine de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Aradığımın ilk seferinde telefona baktıkları ve bilgi verdikleri için. Türkiye’deki kargo firmalarının çıtasını düşünün artık. Neyse, o da bir başka mesele…

Eve geldim, ürünümün kutusunu açtım. Kapak yüzeyinin metalik görünümünden hoşlandım. El izi bırakması dışında. Kasa yapısına genel anlamda pek özenilmemiş olsa da fiyat performans açısından yeterli olduğunu düşünüyorum. Bu seride ürün almak isteyenlere yeri gelmişken en sık rastlanılan bir sorundan bahsedeyim. Menteşe sorunu. Çoğu kullanıcı menteşelerden ve ekran çerçevesinin aralığından yakınmış. Ben rahatsız olmadım pek, bu şartlarda beni tatmin etti.

Öncelikle ekran kartı başta olmak üzere ürünün güncel olmayan birkaç sürücüsünü güncelledim. Genelinde ve sonrasında da ihtiyacım olan programları yükledim, kendimce performans ölçütleri yaptım. Buraya kadar sakin, rutin, hissiz yaşantımda bir fark olmadı. Ta ki bilgisayar uyku modundan çıkamayana kadar!

Evet. Yanlış duymadınız. Bilgisayarın kapağını kapattığımda ya da güç tuşuna bastığımda geçiş yaptığı uyku modundan bir türlü uyanmaması, siyah ekran gelmesi sinir katsayımda hareketlenmelere neden oldu.

Güç tuşuna basılı tutmak sureti ile kapat/aç işleminin ardından uyku modunu bir kaç kez daha denedim. Sonuç aynı. İçeriden bilgisayar monitörümü VGA çıkışı ile bilgisayarıma bağladım. Tekrar denedim. Bu kez hem harici ekrana hem de bilgisayarın ekranına görüntü geliyordu. Sevindim, lakin bu geçici bir çözümdü.

Google‘da yaptığım Türkçe kaynak araştırmalarında herkesin bu sorunu yaşadığını gözlemledim. Çözüm ise ortalıklarda yok, henüz… Biraz da yabancı kaynakları taramak istedim. Çoğu kişinin yaptığı gibi servise göndermeden çözmek için var gücümle soruna yoğunlaşmıştım. Sonunda bir kaynakta aygıt yöneticisi üzerinden uygulanan bir çözüme ulaştım, denedim. Çalışıyor.

Çözüm:

  • Aygıt yöneticisi
  • Görüntü Bağdaştırıcısı
  • Tümleşik ekran kartı(dahili ekran kartınız)
  • Sürücü yazılımını güncelleştir
  • Sürücü yazılımı için bilgisayarımı tara
  • Bilgisayarımdaki aygıt sürücüsü listesinden seçmeme izin ver
  • Microsoft Gemel Görüntü Bağdaştırıcı
  • İleri

Tüm bu adımları uyguladığınızda bilgisayarınız güç modundan sorunsuz bir şekilde uyanacaktır. Şimdi siz deneyin. Oldu değil mi? Evet. Ben de çok sevinmiştim. Fakat sıkı durun; bu işlemin bir bedeli olacak!

Sonrası:

Bu işlemlerden sonra fark ettim ki bilgisayarımın parlaklığımı ayarlayamaz oldum. Tüm seçenekleri denememe rağmen parlaklık ayarlarım devre dışı olmuş durumda. Bu işlemleri yapmadan önce en parlak konumda olan bilgisayarım, artık en parlak konumda ebedi hayatına merhaba demişti. Maalesef buna bir çözüm bulamadım. Beni çok da rahatsız etmedi açıkçası. Eğer siz bulursanız, yoruma bekliyorum.

Bitmedi! Bir sorun daha var. VGA ile hiçbir şekilde yansıtma kullanamıyorsunuz. Harici bir ekranda görüntü paylaşımınız devre dışı kalmış oluyor.

Benim bu soruna dair çözümlerim ve sonrasında yaşadıklarım bu şekilde. Bu sorunu yaşayanlar, servise gönderenler ya da farklı bir yol ile çözüme kavuşanlar; bu çağrım size. Yorum alanından tecrübelerini paylaş ve insanlığa değer kat. Paylaşın ki mutlu olun.

Esenlikler.


1 Aralık Güncellemesi:

HDD’den rahatsız edici bir ses gelmekte. Cızırtı desek yanlış olmaz sanırım. Kapağın arkasındaki ASUS çıkartmasının S harfi resmen kavladı. Sol USB portunda temassızlık var gibi. Touchpad hassasiyetinde gerileme var.

Yukarıda yazdıklarım dışında çok memnunum.


1 Şubat 2017 Güncellemesi:

Ekran kapağımda açılma oldu. Menteşede de sorun vardı. ASUS teknik servisi garanti kapsamında tüm sorunlarımı beş günde halletti. Kendilerine tekrar teşekkür ediyorum.