Biz An’ı Kaçırdık, Unuttuk, Yakalayamadık

Şu An‘ı düşünüyorum. Ben An olsam, tadımı çıkaramayanlara, yakalayamayanlara ve beni yaşayamayanlara çok kızardım, söverdim ben. Nitekim öyle de oldu. An bize küstü. An, insanlığa küstü. Nedeni mi? Basit, sevgili blog.

Bizleri hep acele ettirdiler, hep kendileri gibi yetiştirmeye çalıştılar, hep maskelediler; kalıp ve imajlara bürdüler. O An‘ı bir türlü yaşayamadık, öngördük; var olamadık. 

Yanıbaşımızda bombalar patladı, yardım etmek yerine resim çektik. Tepki vermek yerine, klavyemizden kınadık, yuhaladık, istifa çağrılarında bulunduk, uzman dehamızla olayların perde arkasını gün yüzüne çıkardık. O An‘lar gözümün önünden, avcumuzun içinden kayıp giderken, biz IE misali gecikmeli geldik. 

Çevremizi doğadan soyutladık. Kafesimizi internet kabloları ve wireless sinyalleri ile ördük. Taş yapıtlara hapsolduk, huzuru maddi kazançta aradık. İnsanoğlunun en temel 2 dürtüsüne yenildik; bencillik ve ikiyüzlülük. O kadar yenildik ki güvenemez olduk kimseye; daha da acısı normalleştirdik. Mutluluğumuzu bir ekrana sığdırdık, beğeni sayıları ile taçlandırdık. Tacımızın büyümesi için mutluy(muş) gibi yaptık; 6 saat sonra intihat ettik!

Sevgili blog, bugün sözlük’te 28 Haziran Atatürk Havalimanı patlamasının ardından fahiş fiyatlara yolcu taşıyan, fırsatçılığın tezini yazmış taksicilerle tanıştım. Yeri geldi, evine gitmek isteyen bir öğrenci, oteline ulaşmak isteyen bir turist, oğlundan haber alamayan gözü yaşlı bir anne oldum. Ve hepsinde kazananlar belliydi. Terörden beslenen siyasiler, bağnazlar, yobazlar, hainler; el birliği ile Mustafa Kemal’in Tam Bağımsızlık projesine ket vuran işbirlikçiler!

Satırlara devam ederken herkesin bildiği konular hakkında neden bu kadar düşündüğümü saptamaya çalışıyorum. Sorun bende mi? Yoksa diğerlerinde mi? Biz mi evrildik; ben mi yalnız kaldım? 

Birilerinin makamı, birilerinin canı, birilerinin parası, birilerinin de çıkarları. Bize emanet edilen mirası yaşanılmayacak bir An’a yine biz getirdik, götürüyoruz. Sonu mu? Belki sütünü emziren çocuğu ile sokağa çıkan bir anne, belki bir önder, belki de Suriye’den hallice. Kim bilir?

Yaşasın 19 Mayıs Ruhu!

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 36.5 saat süren ve altı günde okunan tarihi söylevinde ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalışmıştır.

Sözlerine ise: “1919 yılı Mayıs ayının 19’uncu günü Samsun’a çıktım.” diye başlamıştır. Ulusal egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu bir Türk devrimi gerçekleştirirken aynı zamanda çağdaş uygarlık düzeyine erişmenin yolunun da tam bağımsız bir millet olmaktan geçtiğini belirtmiştir. Türk gençliği anti emperyalist bir geleneği çok çalışarak devam ettirecektir.

19 Mayıs” bir simgedir. Türk devrimin, demokrasinin, laikliğin, medeniyetin, ve bağımsızlığın simgesidir.

Köhneleşmiş siyasi çıkarların demokrasiye darbe vurmaya çalıştığı; Mustafa Kemal devrimlerine yapılan saygısızlığın ve nankörlüğün zirve yaptığı bu günlerde 19 Mayıs ruhunu ve bizlere bırakılan eşsiz mirası damarlarımızdaki asil kanın son damlasına kadar yaşatacağımıza, Nutuk‘u “Gençliğe Hitabe” ile bitiren Mustafa Kemal‘e ve kahraman silah arkadaşlarına söz veriyoruz, doğum günün kutlu olsun atam!

Yaşasın Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı!

Osman Pamukoğlu – Önder: Çağların Özlemi

Merhabalar, sizlere 2016 Ocak ayının ilk haftasında satın aldığım Osman Pamukoğlu‘nun son kitabı Önder: Çagların Özlemi‘ni tanıtmak istiyorum.

Kitabi genel hatlari ile degerlendirmek gerekirse “Kişisel gelişim” kategorisinde ele alabiliriz. Kitabin ilk sayfalarinda karsinizda beliren iki komutanın bir orduyu harekete geçirme eylemlerini zevkle okuyabilirsiniz.

Kitabin sonraki bölulümlerinde “Önder“i farklı başlıklar üzerinden inceleyebilirsiniz. Yazarın, insan ve doğa üzerine ilişkin düşünceleri sizin evrendeki yerinizi hatirlamanızda yardımcı olacaktır.

Karşınıza çıkan ilk sayfada Sn. Pamukoğlu’nun babaannesi Fatma Pamukoğlu‘nun sözü ile karşılaşıyoruz.

İnsan çekeceği çileye ăşık olur

Kitanin basliklarina deginmek gerekirse;

Bu kitaba ihtiyaç vardı!

Çağların özlemi olan “Önder“, ne içersen iç, giderilemeyen susuzluktan farksızdır.
Önderi başkan, şef, patron, direktolör, komutan gibi hiyerarşik yapıların sıfatını taşıyanlarla karıstıran ve bir tutmaya kalkışanlara en yakışır söz: ” Bilmez, bilmedigini de bilmez” deyimidir.

Büyük Son Sahne!

Attila‘nın kendilerine hitap edeceğini bilen ve tahmin eden Hunlar, sessizce bekliyorlardi…

Tok ve gurleyen bir ses tonuyla haykırdi:
“Bir savaş, aslında iki kişinin tek tek dövüşünden başka bir şey değildir. Savaşı tek kişiler kazanir.”

“Tanrı bizimle beraberdir! Biz hic savaş kaybetmedik. Simdi de kazanacagiz.”

“Biz Hunuz! Bugün de Hun olduğumuzu gösterecegiz!”

Dev kitle, dalgalandı:
“Gostereceğiz!”

Önder

Önder, insanoğlunun çaglar boyu özlem duyup hasretiyle yaşadigi en değerli bir üst ihtiyaçtır.

Önderin Doğası

Önder, yol üzerinde olup da nereye gittiğini bilmeyenlere, yolun ilerisinde nelerin olduğunu ve sonunda, yolun nereye çıkacağını söyleyerek, onların ruhsal ve fiziksel gücünü arttırarak, kendilerini iyi hissetmelerini sağlar.

Önder, karar ve eylem adamıdır. Önder yoksa, mücadele de yoktur.

Önder ve İnsan

Mazeret kultürü tembellerin, kaygısızların, işi arsızlığa vuranların kültürüdür. İnsanın ve toplumun en büyük uyuşturucusudur. Bu sorumluluktan kaçma ve özgüven eksikliğidir.

İnsanları mutluluk hallerinde anlamaya çalisanlar yanılırlar. Onları felaket anlarında tanımak gerekir. İnsanları tanımanın mihenk taşı zorluktur. Bir ulusun, bir toplumun, gerçek karakteri ancak tarihin buhran anlarinda ortaya çıkar.

Önder ve Eylem

Eylemde geç kalınırsa, düzensizlik ve boşluk doğar, bu da insanlarin en büyük serveti olan toplum guvenini altüst eder. Daha ileri safhada umutsuzluk ve karamsarlik artar; sonunda ise, en cesur adamı bile korkutacak durumlarla yüz yüze gelinir.

Önder ve Yönetim

Önder, hızlı ve verimli çalışabilmek için yalnızlığa ve zihinsel yalıtıma ihtiyaç duyar. İçinde sonsuz, gerçek bir şey yoksa, yaşama da cok değer vermez. Ona göre ölüm, bir sonbahar yaprağının düşüşü kadar doğaldır ve toprağa dönüştür.

Önder ve Macera

İnsanı doğanın diğer canlılarilından ayıran özelliği; düşünme ve hayal kurma yeteneğine sahip olmasıdır. Düşünme ve hayal kurma insanı doğru veya yanlış, iyi veya kötü kararlara götürür.

Önder ve Eğitim

Eğitimli insan, başarılı bir adamın arkasından geliyorsa, iyi olmak için iki kat daha çalışması gerektiğini, aksi halde onun gölgesinde kaybolacağını bilir.

Önderin Kaynaklari

Zihnin nasil beslenmesi gerektigini en iyi bilenler önderlerdir. Şiir ve edebiyata olan ilgileri onlari, ünlü yazar ve şairlerin eserlerini araştırmaya ve okumaya şevk etmistir. Önder şunu hemen kavramıştır! “Tarih tekerrür eder” sözünün tarihle degil, insan doğasıyla ilgisi olduğudur.

Strateji

Stratejinin ana esası; üç temel oğe olan, zaman, güc ve cografyayı seçilen hedefi ele geçirmek ici zekice kullanmaktır.


Kitaba dair basliklar ve konu ozeti yukarida dile getirdigim gibidir. Şiddetle tavsiye edilir.

Osman Pamukoğlu

Sn. Pamukoglu‘nun edebiyatin her alaninda kitabi oldugunu ve usta bir yazar oldugunu da belirtmek istiyorum. Türk ordusunda gösterdiği üstü  başarılar herkesçe bilinmektedir.

Kurucusu oldugu HEPAR‘in önderi olmakla birlikte Türkiye’de köhneleşmiş siyaset anlayışına darbe vurarak partisini baştan aşagı genç bir kadroya emanet etmiştir.

Bu nedenle Türk milletinin bekası için çalışmaktan bir an bile vazgeçmeyen, inandığı doğrulardan bir gram bile taviz vermeyen “Efsane” komutana bir Türk genci olarak teşekkürlerimi iletiyorum.

Mustafa Kemal Atatürk Hakkında Okunması Gereken Eserler

Merhabalar, uzun bir zamandır listesini tuttuğum Atatürk hakkında mutlaka okunması gereken eserler listemi paylaşmaya karar verdim. Listede olan kitaplarlar ile Atatürk kütüphanesi yapma amacım var. Bu güzel amaca sizlerin de dahil olabileceğini düşünmek bir Türk genci olarak beni mutlu ediyor. Kitapların hepsini okuyamadığım için içerik analizine girmeyeceğim. Sadece isimlerini paylasıyorum, sizler merak ettiklerinizi araştırarak hakkında bilgilere erişebilirsiniz. Ayrıca tavsiyelere son derece açığım bu konularda. Sizlerin de yardımı ile listeyi uzatabiliriz.

Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar

  • Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk
  • Beyaz Zambaklar Ülkesinde – Grigory Petrov
  • Bozkurt – H.C Armstrong
  • Atatürk’ün Armstrong’a Cevabı – Sadi Borak
  • Çankaya – Fatih Rıfkı Atay
  • Sinan Meydan – Tüm Kitapları
  • Atatürk – Yakup Kadri Karaosmanoğulları
  • Atatürk Bir Milletin Yeniden Doğuşu – Lord Kinross
  • Tek Adam – Şevket Süreyya Aydemir
  • Atatürk Modern Türkiyenin Kurucusu – Andrew Mango
  • Sarı Zeybek – Can Dündar
  • Hangi Atatürk – Attila İlhan
  • Devrim Tarihi ve Toplum Bilinci Açısından Atatürk – Emre Kongar
  • Ama Hangi Atatürk – Taha Akyol
  • Atatürk – Klaus Kreiser
  • Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları – Hulusi Turgut
  • Atatürk – Fabio L. Grassi
  • Yaveri Ataturk’u Anlatıyor Salih Bozok’un Anıları
  • Medeni Bilgiler – Mustafa Kemal Atatürk
  • Mustafa Kemal Atatürk’ün Liderlik Sırları – Adnan Nur Baykal
  • Dahi Diktatör – Celal Şengör

Evet, benim için de güzel oldu. Sizlerden gelen kitap tavsiyelerine açığım.

 

6000 Gönüllü Anıtkabir’deyiz!

Merhabalar, 26 Ağustos günü Anıtkabir‘de inanılmaz bir çoşku vardı. Proje lideriğini Cumhur Aygün‘ün üstlendiği, gönüllü olan ilk 6000 kişi ile gerçekleştirilen Atatürk portresi herkese duygulu anlar yaşattı.

Dershane çıkışı acele ile aslanlı yoldan kayıt masalarına ulaştığımda kapıların kapanmasına 10 dakikadan az bir süre vardı. Son anda yetişmenin verdiği mutluluk ve kolumda #anitkabirdeyiz mührü ile birlikte kendimi alanda buldum. Saat 13 gibi başlayan çalışma büyük bir özveri ile devam ediyordu. Yaklaşık bir buçuk saat süren düzenlemelerden sonra hemen hemen herkes yerini almıştı. Havanın inanılmaz sıcak olmasından dolayı ben en son yerleşen grupların içerisindeydim. Marşlar ve şarkılar bir dakika bile durmadı, herkes siyahlar içerisinde portrenin ölümsüzleşeceği zamanı beklemekteydi. Çalışma esnasında Beyaz Tv muhabirine büyük tepki gösterildi. Güvenlik güçlerinin araya girmesiyle Beyaz Tv dışarı çıkarıldı. Saat 16 olduğunda yavaş yavaş finale yaklaşılmıştı. Havanın sıcağına daha fazla dayanamayanlar son anlarda baygınlık geçirdiler. Alan içerisinde bulunan sağlık görevlileri müdahale etmede gecikmedi. Bu gibi durumlar için yedek olarak bekletilen askerler eksilen yerleri doldurdu. Bu sırada dev ekrandan oluşan portreyi canlı olarak izleyen bizler daha da çoşkulandık, motive olduk. Yanımda bekleyen birkaç kişi ile kısa bir muhabbetim oldu. Mersin ve Eskişehir‘den geldiklerini öğrendim. Onları misafir etmek isteyenler olsa da gün içerisinde geri dönmekte ısrar ettiler. İnanılmaz bir dayanışma vardı. Son 10 dakikaya girildiğinde herkesin elleri yukarıda kalp yapmaları istendi.

Bizler bu şekilde beklerken Dünyanın en büyük Atatürk portresi ölümsüzleşmişti bile. Çalışma bittiğinde şapkalar havalara atıldı. Mutluluğu herkesin gözlerinde görebilmek mümkündü. Alanda çektiğim birkaç fotoğraf paylaşarak yazımı sonlandırıyorum. Çalışmada emeği geçen herkese çok teşekkürler.