Yeni Tema: Yirmi Onbeş

Merhabalar,

Uzun zamandır severek kullandığım Independent Publisher WordPress temasından ani bir kararla WordPress’in varsayılan tema olarak bizlere sunduğu Yirmi Onbeş temasına geçiş yaptım.

Güncemde teknik konular haricinde bu tarz içeriklere yer vermek istemesem de; okuyucularıma karşı kendimi sorumlu hissettiğim için açıklama ihtiyacı duydum.

Independent Publisher

Öncelikle, Independent Publisher genel olarak yani bir şablon olarak beni yansıtıyor diyebiliriz? “Bunu da nerden çıkardın?” diye soranları duyar gibiyim. Beni karakter olarak tanıyanlar kafalarını onaylarcasına yukarı-aşağı hareket ettirdi zaten. Kısaca açıklamak gerekirse; günlük yaşantımda da sade bir insanım. Yerel ağ(internet) üzerinde ise her zaman doğru bilginin savunucu olmuş, kaliteli, güncel ve doğru içerikleri doğru bir üslupla insanlara ulaştırmayı tercih etmiş ve yerel ağda da yerel betlerin(internet sitesi) bu şekilde olmasını istemişimdir. Üstüne üstlük renklerden ve kalabalık nesnelerden arınmış bir günce(blog) okumanın tadı hiçbir şeyde yoktur!

WordPress temasının geliştiricisi Raam Dev abimiz, kendi işinde gücünde mütevazi güzel bir insan. Tam olarak indirme sayısına ve oylamalara göz gezdirmedim fakat güzel bir indirme yakaladığını tahmin ediyorum. Raam abimiz, bu durumdan hiçbir çıkar gütmeden gayet bir gün her geliştiricinin yapmasını umduğumuz gibi GitHub üzerinde açık kaynak olarak yayınlamış çalışmasını.

Tüm bu değerlendirmelerin ışığında uzun bir süre kullandım, caanım temayı.

Eee, Sonra?

Eesi sevgili okuyucum; ilerleyen süreçte beni rahatsız eden bazı durumlar vardı. Benim için en önemlisi ihtiyaçlarım doğrultusunda mantıklı ve işlevsel güncellemeleri zorlanmadan yapabilmeme olanak sağlamasıdır. Bu temanın dizin yapısı ve kullanılan kod yapısı ise buna pek müsaade eden tarz değil maalesef. Özellikle ilk kullandığım zamanlarda Raam’a birkaç kez mail ile sitem etmişliğim ve yardım almışlığım da vardır. Kendisi her durumda yardımcı oldu lakin bir yapı var ve sen onun dışına çıkamıyorsun.

WordPress’e de CMS olarak çok hakim değilim. Blog mu? Yahu yazıyorsun yayınlıyor işte pek bir esprisi yok bu işin. Önemli olan yazdıklarınla kimlere dokunabildiğindir.

Temada son zamanlarda fark ettiğim birkaç sitil hatası ve bunları düzeltmek için kendimde yeterli enerjiyi bulamamam, GitHub üzerinde son işlemenin aylar öncesinde olduğunu gördüğümde biraz daha okuyucuya “Bak, buradayım. Okusana beni. Hadi, oku!” diyebilecek bir tema arayışına girdim.

Birazcık ücretsiz mağazaları dolaştım. Çok yeni moda ve sadeliği arka plana atmış temalara rast geldim. Yeteri kadar araştırma yapacak zamanımın da olmadığını göz önünde bulundurduğumda kendim bir tema çıkartayım dedim. Şöyle bir düşününce de mantıklı geldi. Sadece kendi ihtiyaçlarıma göre evrilecek bir yapıyı ayağa kaldırmak çok zamanımı almasa gerek diye düşündüm.

Tam o sırada, temalar kısmında eskiden de geçici olarak bir göz kırptığım Yirmi Onbeş temasını gördüm.

Yirmi Onbeş

Yirmi Onbeş’in geçmişinden haberdarım. Geçmişinden kaçamazsın diyerek samimi bir yüzleşmeden sonra hiç düşünmeden etkinleştirdim dedim. Karşıma çıkan önyüz daha sade ve daha okuyucu odaklı bir çalışma idi.

Yapı olarak WordPress’in varsayılan teması olduğunu bir bakışta hissettirecek güzellikte. Önümüzdeki bir ay boyunca Yirmi Onbeş ile devam edeceğim. Yapılan sorgu sayılarından SEO’ya kadar birçok etmeni göz önünde bulundurarak yeni bir tema yapmalı mıyım? Yoksa Yirmi Onbeş ile devam mı etmeliyim? Sorularına cevap bulacağım. Bunu da tabii ki zaman ve karşıma çıkan durum raporları gösterecek.

Sonuç

Her ne olursa olsun, geliştirmeye; yazmaya ve paylaşmaya devam ediyoruz. Vee “Bizim bir Mert vardı, o güzel yazıyordu, bu onun güncesi değil!” diye bir düşünce kapılmıyoruz.

Kaynak ve İleri Okuma

  • https://tr.wordpress.org/themes/twentyfifteen/
  • https://tr.wordpress.org/themes/independent-publisher/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir